Sizi Portoliberta’da “Çocuğuma ne zaman kitap okumalıyım” konusuyla ilgili özenle hazırlanmış bu içeriğe bekliyoruz.
Portoliberta olarak “Çocuğuma ne zaman kitap okumalıyım” konusunda sizlere faydalı olabildiğimizi umuyoruz. Diğer içeriklerimizi de incelemeyi unutmayın!
Çocuğuma ne zaman kitap okumalıyım?
Bu soru kulağa basit geliyor ama insanın başına geldi mi, bir anda Google geçmişi “panik anı” seviyesine çıkıyor. Hele bir de ilk çocuksa… Evde küçük bir insan var, sürekli hareket halinde, bir yandan da siz “acaba doğru şeyi doğru zamanda yapıyor muyum?” diye düşünüyorsunuz. İşte tam burada Çocuğuma ne zaman kitap okumalıyım? sorusu devreye giriyor ve hafif bir stresle karışık tatlı bir sorumluluk hissi bırakıyor.
İzmir’de yaşıyorum. Sabahları Karşıyaka vapurunda kahvemi içip güne başlarken etrafta hep aynı sahne: Bir elinde simit, bir elinde telefon, gözler uykulu insanlar. Bir gün düşündüm, “Ben büyüyünce çocuk sahibi olursam acaba bu sahnenin içine bir de kitap okuma seansı mı sıkıştıracağım?” İç ses hemen cevap verdi: “Sen önce kendine düzenli kitap oku da…”
Haklıydı.
Kitap okuma zamanı diye bir “tek doğru saat” var mı?
Şimdi dürüst olalım: İnsanlar genelde her şeyin bir “ideal zamanı” olduğunu sanıyor. Sporun ideal saati, kahvenin içilme şekli, uyku düzeni… Liste uzar gider. Ama konu çocuk olunca işler biraz karışıyor. Çünkü ortada bir “plan” yok, bir “mini kaos” var.
Çocuğuma ne zaman kitap okumalıyım? sorusuna verilecek en net cevap aslında şu: İlişki kurabildiğin her an.
Ama bu cevap fazla sakin. Biz biraz gerçek hayata inelim.
Mesela sabah 07.30… Çocuk uyanmış, enerjisi %300. Senin enerji %3. O anda kitap açarsan büyük ihtimalle kitap değil, “uçan sayfalar” okursun. Çünkü çocuk kitapla değil, sayfayı koparıp ritmik ses çıkarma kısmıyla ilgileniyor.
Öğle vakti? Yemek savaşı var. Bir kaşık çorba + üç pazarlık + iki dramatik bakış. O an kitap okumaya kalkarsan, hikâye “kurbağa prenses oldu” diye başlar, “anne bak kaşık uçuyor” diye biter.
Geriye ne kalıyor? İşte orası kritik.
En iyi zaman: “Gerçekten bağlantı kurabildiğin an”
Bir gün arkadaşım anlattı:
“Abi ben oğluma kitap okuyayım dedim, tam dramatik sahneye geldim, çocuk dedi ki ‘baba bu ejderha niye ayakkabı giymiyor?’”
İşte o an kitap okumak plan olmaktan çıkıyor, bir diyaloga dönüşüyor.
Aslında mesele zaman değil, bağ kurma hali. Çocuk sakinken de olabilir, çok hareketliyken de. Ama sen orada “gerçekten orada” mısın, önemli olan bu.
Ben bazen düşünüyorum: Biz yetişkinler bile bazen kitap okurken kafamız başka yerde oluyor. Çocuklardan mükemmel odak beklemek biraz komik değil mi?
Uyku öncesi ritüel: klasik ama boşuna klasik değil
Birçok kişi için “kitap okuma zamanı” denince akla direkt uyku öncesi geliyor. Sebebi basit: Gün bitiyor, tempo düşüyor, çocuk biraz daha sakin.
Ama işin komik kısmı şu: Teoride romantik, pratikte bazen pazarlık masasına dönüşüyor.
“Bir kitap, tamam mı?”
“İki!”
“Hayır bir!”
“Üç!”
Ve bu pazarlık, kitap bitene kadar değil, çocuğun uyuyana kadar devam ediyor.
Yine de uyku öncesi okuma çok değerli. Çünkü çocuklar için bu an sadece hikâye değil, bir güven hissi. Sesin ritmi, sayfaların çevrilmesi, odanın ışığı… Hepsi bir tür “güvendesin” mesajı.
Ve evet, bazen sen hikâyeyi bitiremeden uyuyan bir çocukla karşılaşırsın. O an kitabı kapatıp içinden şunu dersin: “Ben kimim, bu hikâye neydi?”
Günün ortasında kitap okumak: Kaosun içinde küçük bir ada
Şimdi dürüst olalım. Kimse “öğlen 14.00’te çocuğa kitap okunur” diye bir kural koymadı. Ama hayat zaten kurallarla değil, anlarla ilerliyor.
Mesela hafta sonu… Ev biraz dağınık, mutfakta yarım kalmış kahvaltı, oyuncaklar her yerde. Tam o sırada çocuk elinde bir kitapla geliyor:
“Baba bunu oku.”
Sen içinden: “Şu an mı?”
Çocuk: “Evet şu an.”
İşte bu an, planları çöpe atan andır. Çünkü çocuklar için zaman kavramı bizim gibi çalışmıyor. Onlar için “şimdi” var.
Ve belki de en gerçek cevap burada gizli: Çocuğuma ne zaman kitap okumalıyım? sorusunun cevabı, çocuk sana kitabı getirdiği andır.
Kitap okumak = performans değil, ilişki
Bazen yetişkinler olarak şöyle bir hata yapıyoruz: “Doğru okuyor muyum?”
Ton doğru mu, sesimi değiştirsem mi, karakterleri farklı mı oynatsam…
Bir noktadan sonra bu iş küçük bir tiyatro provasına dönüşüyor. Ama çocuk için durum çok daha basit.
Senin sesin = hikâye.
O yüzden bir gün bir arkadaşımın dediği şeyi hiç unutmuyorum:
“Ben kitap okurken sesimi değiştirdim, çocuk dedi ki ‘baba normal konuşsan daha komik.’”
Gerçeklik bazen en iyi performanstır.
Kendi hayatımdan küçük bir itiraf
İzmir’de akşamları sahilde yürürken bazen çocuklu aileleri izliyorum. Bir baba bankta oturmuş, elinde kitap, yanında çocuk. Çocuk sürekli soruyor, baba cevaplıyor, sonra tekrar okuyor…
İçimden şu geçiyor: “Ben bu sabrı nereden bulacağım?”
Sonra başka bir gün kendi kendime düşünüyorum: Belki mesele sabır değil, alışkanlık. Belki de kitap okumak özel bir “an” değil, günün içine karışan küçük bir rutin.
Çay demlemek gibi. Sorgulamıyorsun, yapıyorsun.
Çocuklar neden kitap okuma anını böler?
Çünkü merak ediyorlar.
Biz yetişkinler “hikâyeyi bitireyim” diye düşünürken, onlar “neden?” sorusunu yaşıyor.
Mesela:
“Bu karakter neden ağlıyor?”
“Bu neden ormanda yaşıyor?”
“Ejderhalar gerçek mi?”
Ve en zor soru:
“Baba sen hiç ejderha gördün mü?”
İşte o an… kısa bir sessizlik… ve iç ses:
“Keşke görseydim de şu sorudan kurtulsaydım.”
Rutin mi önemli, esneklik mi?
Aslında ikisi de.
Her gün aynı saatte kitap okumak güzel bir alışkanlık oluşturur. Ama hayat her gün aynı değil. Bazen yorgunsun, bazen çocuk enerjik, bazen ev tam bir küçük afet bölgesi.
Bu yüzden katı bir plan yerine esnek bir ritim daha gerçekçi.
Bir gün sabah, bir gün akşam, bir gün arabada kırmızı ışıkta… Evet, yanlış duymadın. Bazen en iyi hikâye beklenmedik yerde başlar.
Kitap okumak geleceğe yatırım mı?
Bu cümle çok söylenir ama biraz klişe gelir. Yine de tamamen yanlış değil.
Çocukla kurulan o kısa hikâye anları, ileride onun dünyaya bakışını etkiler. Ama bunu büyük bir proje gibi düşünmek yerine küçük anlar gibi görmek daha sağlıklı.
Çünkü çocuk büyürken hatırladığı şey “kaç kitap okunduğu” değil, “nasıl hissettiği” olur.
Son bir düşünce: zaman değil, temas
Günün sonunda mesele saat değil.
Sabah olabilir, gece olabilir, yemek sonrası olabilir… Hatta bazen hiçbir plan olmadan, sadece çocuk eline kitap alıp yanına geldiğinde olabilir.
Çocuğuma ne zaman kitap okumalıyım? sorusunun en dürüst cevabı şu gibi geliyor:
Onunla göz göze gelebildiğin, sesini duyabildiğin ve o anı bölmeden paylaşabildiğin her zaman.
Geri kalan her şey biraz fazla hesap, biraz fazla yetişkin işi.